Çoktandır memleketinden ayrı olan bir Trabzonlu bir gün yolda giderken memleketine ait bir araba görür ve heyecanla koşarak arabanın yanına gider, bıçağını çıkartarak arabanın lastiğini deler. Havasını koklamaya başlar. Bunu gören arabanın sahibi adamın yakasına yapışır ve sorar:
-”Eşşoğlueşşek lastiği neden deldun da?”
Karadenizli gayet sakin:
-”Memleket havası alayrum hemşerum…”
Temel, Afrikaya safariye gitmiş. İlk günün sonunda avcılar konuşuyormuş. İngiliz; “Ben 1 gergedan vurdum” demiş. Fransız: “Ben de 1 aslan vurdum.” Demiş. Temel de; “Ben de 1 noşut vurdum.” Demiş. Ertesi günün akşamı yine İngiliz “Ben 2 kaplan vurdum” demiş. Fransız ” ben de 1 fil vurdum demiş.” Temel “Ben 4 noşut vurdum” demiş.
İngiliz dayanamamış sormuş: “Kusura bakma ama noşut nedir?”
Temel; “Ben de ilk defa burda gördüm. İnsana benzeyen kara kara şeyler, ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar” demiş.
Ahçıda karşılıklı oturmuş, Oflu kabak yemeği, Arnavut pırasa yiyordu. Arnavut tabii pırasayı methederek, cennet yemeği deyince. Oflu asıl cennet yemeği kabaktır dedi. Kabaktır, pırasadır diye atışırlarken çekmişler tabancayı. Ahçıyı da çağırıp ona sormuşlar:
-”Doğru söyle bakalım, önce cennetten kabak mı çıktı, pırasa mı?”
Zavallı ahçı bakmış ki durum fena. İşi şöylece tatlıya bağlamış:
-”Adem babamız cennetten çıkarken kabağı eline almış pırasayı da kılıç gibi beline kuşamış da öyle çıkmış.”
Temel, New York taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış… 52, 51, 50, 49, 48… Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2… Ve 1 inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
- Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk… Birinci kattan düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz.
